3- Sığınmacı ve Mültecilerin İhtiyaçları

MÜLTECİ ÇOCUKLAR

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne göre geçtiğimiz on yıl içinde dünya genelinde 25 milyon çocuk evlerini terketmek zorunda kaldı. Özellikle de silahlı çatışmaların yaşandığı ülkelerde çocuklar, savaşın doğrudan ya da dolaylı olarak etkilediği bireyler olmakla kalmayıp, doğrudan hedef alınan bireyler haline geldiler. Toplu tecavüzler, çocuk asker olmaya zorlanma, kölelik, fuhuş ya da organ ticareti amacıyla kaçırılma gibi hak ihlallerinde maalesef çocuk mağdurların sayısı azınsanmayacak kadar fazladır.

Ancak daha önce de belirtildiği üzere zulüm yalnızca savaş döneminde yaşanan ve silahlı çatışmadan kaynaklanan bir olgu değildir. Özellikle de kız çocukları gerek sosyo-kültürel normlardan gerekse de bu normların yarattığı toplumsal cinsiyete dayalı pratiklerden dolayı zarar görmektedirler.

Çatışma sonrası dönemde de mülteci çocukları bekleyen ciddi sorunlar vardır. Açlık ya da yetersiz beslenme, temiz su kaynaklarına erişimin olmaması, sağlıksız barınma koşulları, eğitim hakkının geçici ya da süresiz olarak engellenmesi veya kısıtlanması ve sağlık hizmetlerine erişememe gibi yetişkin mültecilerin de yaşadığı sorunları çocuklarda yaşamakta; ancak, özel durumlarından ötürü bu sorunlardan çok daha fazla etkilenmektedirler.

Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocuklarla ilgili yasal düzenlemelere kaynak olan en önemli belgelerden birisidir. İlgili sözleşmenin 2. maddesine göre taraf devletler, sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.

Türkiye'deki mülteci mevzuatında mülteci çocuklara özel haklar veren düzenleme bulunmasa da, Türk hukukuna göre yasa niteliği taşıyan Çocuk Hakları Sözleşmesi ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu gibi temel kanunlarla, bu kanunların ilgili yönetmelik ve genelgeleri ve diğer uluslararası yükümlülükler mülteci çocukların hakları ile ilgili yasal çerçeveyi oluşturur.

Yasalara göre “daha erken yaşta ergin olsa bile, 18 yaşını doldurmamış” her birey çocuktur ve çocuğun sığınma mekanizmasına erişim hakkı esastır. Yani, yetişkin bireylere uygulanan prosedür çocuklar için de geçerli ve aynıdır. Mevcut olan Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği prosedürlerine göre ailelerinin refakatindeki çocukların statüsü, ebeveynlerinin statüsüne bağlıdır. Çocuk ebeveynlerinden ikisi ya da birisiyle birlikte gelmişse mültecilik durumu ebeveynine bağlı olarak değerlendirilir. Ebeveyni ile birlikte olan çocukla ayrı bir mülakat yapılmaz ve çocuğun durumu ayrıca incelenmez. Anne ya da babasının mültecilik talebi kabul edildiğinde çocuk da otomatik olarak mülteci statüsünü kazanır.

Refakatçisiz gelen çocukların ise dilekçe ve beyanları bulunduğu yer makamlarınca alınır ve mülakatları yapılarak dosyaları oluşturulur. Çocuğun mültecilik statüsünü kazanması için hiçbir belge aranmaz. Eğer çocuğun yanında refakatçisi yoksa, çocuğun başvurusu tek başına bağımsız olarak alınır ve değerlendirilir. Bu süreçte esas olan şey mülakatların hem sığınma konularında uzman hem de refakatsiz çocuğun özel durumunu dikkate alabilecek, özel eğitimli kişiler tarafindan yapılmasıdır. Mülakat sürecinde atanmış yasal temsilcinin ya da güvendiği bir yetişkinin çocuğa eşlik etmesi çocuğun haklarındandır. Ayrıca, refakatsiz çocuğun iddiası değerlendirilirken çocuğun hassasiyeti gibi çocuğun gelişme düzeyi de göz önüne alınır.

Türkiye'deki iltica ve sığınma mevzuatının en önemli ayaklarından biri olan Haziran 2006 tarihli “Türkiye'ye İltica Eden veya Başka Bir Ülkeye İltica Etmek Üzere Türkiye'den İkamet İzni Talep Eden Münferit Yabancılar ile Topluca Sığınma Amacıyla Sınırlarımıza Gelen Yabancılara ve Olabilecek Nüfus Hareketlerine Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Genelge”ye göre refakatsiz çocuklar “refakatsiz küçük” olarak tanımlanırlar. Buna göre “Türkiye topraklarına hukuken ya da teamülen kendisinden sorumlu bir yetişkinin refakati bulunmaksızın gelen ve bu tür bir kişinin bakımına etkin olarak alınmadığı sürece refakatsiz küçük olarak adlandırılan 18 (on sekiz) yaşın altındaki iltica/sığınma başvurusunda bulunan yabancı uyruklu bir kişi ya da belli bir uyruğu olmayan vatansız bir kişidir. Türkiye topraklarına giriş yaptıktan sonra refakatsiz kalan iltica/sığınma başvuru sahipleri de bu kapsama girer.”

2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kanunu'na göre “beden, ruh ve ahlak gelişimleri veya şahsi güvenlikleri tehlikede olup; 1. Ana veya babasız, ana ve babasız, 2. Ana veya babası veya her ikisi de belli olmayan, 3. Ana ve babası veya her ikisi tarafından terk edilen, 4. Ana veya babası tarafından ihmal edilip; fuhuş, dilencilik,alkollü içkileri veya uyuşturucu maddeleri kullanma gibi her türlü sosyal tehlikelere ve kötü alışkanlıklara karşı savunmasız bırakılan ve başıboşluğa sürüklenen” çocuk, korunmasız çocuk olarak değerlendirilir. Rekafatsiz mülteci çocuklar da bu statüde değerlendirilerek İl Emniyet Müdürlükleri tarafından Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na yönlendirilirler. 0-12 yaş arası çocuklar çocuk yuvasına, 13-18 yaş arasındaki çocuklar ise yetişme yurduna yerleştirilirler.

Ancak refakatsiz çocuklarla ilgili yapılan işlemlerde öncelikle aile birleşmesi yoluna başvurulur. Böyle bir uygulamaya gidilmesinin temel dayanaklarından birisi Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 7. maddesidir. Söz konusu maddeye göre her çocuk “mümkün olduğu ölçüde ana-babasını bilme ve onlar tarafından bakılma hakkına” sahiptir ve “taraf devletler, özellikle çocuğun tabiiyetsiz kalması sözkonusu olduğunda kendi ulusal hukuklarına ve ilgili uluslararası belgeler çerçevesinde üstlendikleri yükümlülüklerine uygun olarak bu hakların işlerlik kazanmasını taahhüt ederler”. Bundan dolayı, çocuğun menşe ülkesindeki aile bireyleri araştırılır ve bu sonuç çocuğa bildirilir. Ancak bu araştırma geride kalanların için bir risk teşkil ediyorsa ve çocuğun durumu ve güvenliği buna olanak tanımıyorsa, koruma altına alınan çocuğun başvurusu bağımsız olarak değerlendirilir.

Türk hukukunda mülteci ve sığınmacılarin aile birleşmesi, çocuğa mülteci statüsü tanındıktan sonra bile ailesiyle Türkiye'de birleştirilmesi söz konusu değildir. Ancak üçüncü ülkede ya da çocuğun kendi ülkesinde aile birleşmesinin gerçekleşmesi için her türlü kolaylık sağlanmakta, çocuğun gidiş masrafları ve gerekli seyahat belgesi verilmektedir. Sadece sığınmacı statüsündeki çocuğun üçüncü ülkeye mülteci olarak kabul edilmesinden sonra o ülke aileyi de mülteci olarak kabul etmişse üçüncü ülkeye gönderilmek üzere Türkiye'ye gelmelerine izin verilmektedir. Ancak bu islemler kanun ve yönetmelikte düzenlenmediğinden mutlak olarak kabul edildiğini söylemek mümkün değildir. Yani özetle aile birleşme varolan Türk mevzuatında halen tam anlamıyla netleşmemiştir.

Yine BMMYK prosedürlerine göre refakatsiz çocuklar için kalıcı çözümler özel dikkat gerektirir. Hareket noktası ise çocuğun yüksek yararının gözetilmesidir. Kalıcı çözümler ararken, ailenin birliği ve çocuğun en yüksek yararı ilkelerine özel dikkat gösterilmektedir. Çocuklar taşınma ve yeniden bütünleşme sürecinde belirli zorluklarla karşılaşabilirler. Bazı çocukların -refakatsiz veya hasta olanlar gibi- daha sürekli çözümler bulmalarına ve bunlara uyum sağlamalarına yardım edecek özel koruma ve desteğe gereksinimleri vardır. BMMYK kalıcı çözümleri gönüllü geri dönüş, ilk sığınma ülkesine yerel düzeyde yerleşim ve üçüncü bir ülkeye yeniden yerleştirilme olarak tanımlar. Yani refakatsiz bir mülteci çocuk için en iyi kalıcı çözüm, çocuğun durumunun özel şartlarına bağlıdır.

Gönüllü geri dönüş her zaman için göz önünde bulundurulur ve uygun olduğunda derhal yerine getirilmektedir. Refakatsiz çocukların üçüncü bir ülkeye yerleştirilmesi, diğer çözümler uygun olmadığında ve vakaların tek tek incelenmesinden sonra düşünülmektedir. Çocukların ebeveynleri, sürekli bir vasi veya akrabalar ile birlikte yerleştirilmesi ana düşüncedir. Çocukların ebeveynleri ile yeniden birleşmelerini desteklemek ve olanaklılaştırmak için her türlü çaba gösterilmektedir. Çocuk aşağıdaki kategorilerden birine giriyor ise üçüncü bir ülkeye yerleştirme düşünülmektedir:

  • Ailenin yeniden birleşmesi : Çocuklar üçüncü bir ülkeye aile birliği için yerleştirilir.
  • Fiziksel güvenlik : Eger çocuğun fiziksel güvenliği ciddi bir tehdit altındaysa ve yerel düzeyde çözüm bulunamıyorsa aile ile birlikte ivedi olarak yerleştirilmesi güvenliğini sağlamak için tek pratik yoldur.
  • Bedensel veya ruhsal yönden özürlü ya da hasta çocuklar, travma geçirmiş, işkence görmüş ya da cinsel şiddet mağduru olan çocuklar aileleri ile birlikte yerleştirilir ve hem acil durumlarda hem de alışılmış yerleştirmelerde en fazla öncelik onlarındır.


NE YAPABİLİRİM?

HIZLI BİR GÖZDEN GEÇİRME

 

  • Çocukların eğitim haklarının takibi ve bu hakkın uygulanması için gerekli işlemlerde yardımcı olma
  • Çocuğun günlük asgari besin ihtiyacını karşılayabilmesi için gıda yardımında bulunma
  • Özellikle çocuklar başta olmak üzere mültecilere yönelik rutin sağlık kontrolleri düzenleme ve ilaç yardımı yapma
  • Refakatsiz küçüğün mülteci misafirhanesinde değil; kendi yaşıtları ile birlikte olabileceği SHÇEK kurumlarında kalıp kalmadığını kontrol etme
  • Çocukların uyum sorunlarını daha rahat aşabilmeleri için özel etkinlikler düzenleme
  • Yerel düzeyde düzenlenen çocuklarla ilgili her türlü etkinliğe mülteci çocukları da dahil etme ve kaynaşmayı sağlama


2006 HAZİRAN GENELGESİNİN UYGULAMA TALİMATININ REFAKATSİZ KÜÇÜKLER İLE İLGİLİ BÖLÜMÜ

 Refakatsiz küçük çocukların iltica-sığınma müracaatları halinde derhal Bakanlığa şifai ve yazılı ön bilgi verilerek Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve/veya Çocuk Şube Müdürlükleri ile koordineli olarak derhal işlemler başlatılacaktır. Çocuğun yaş durumuna göre hemen veya işlemlerden sonra SHÇEK Yurtları veya Yuvalarına yerleştirilecektir.

Ancak herhangi bir kimlik belgesi bulunmayan veya yaşlarını ispatlayacak belgeye sahip olmayan ve beyanına göre çocuk olduğunu iddia eden refakatsiz küçükler için, görünüşlerindeki yaşları ile beyan ettikleri yaşları arasında benzerlik kurulamayarak yaşının 18 yaşından büyük gözüktüğü durumlarda bir Devlet Hastanesi'den veya Adli Tıp Kurumundan yaşının tespiti istenecektir.

Yaş tespiti istenen başvuru sahibi hakkında kesin rapor alınıncaya kadar geçen süre içerisinde imkanlar dahilinde Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlükleri, Yabancılar Şube Müdürlükleri Misafirhanesi veya uygun görülecek başka bir yerde barındırılacaktır.Çocukların mülakatında, psikolog, sosyal hizmet uzmanı bulundurulacaktır. Söz konusu uzmanlar Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu, Çocuk Şubeleri veya diğer kurum ve kuruluşlardan davet edilecektir.

Mülakatçı, çocuklarla yaptığı mülakatların değerlendirmesinde, mülakata katılan uzmanın görüşüne ilişkin raporunu da dikkate alacaktır. Bu uzmanın görüşünün bir sureti İçişleri Bakanlığına gönderilen dosya suretine de eklenecektir. Çocuk olan başvuru sahibi ile ilgili işlemler tamamlandıktan sonra söz konusu refakatsiz küçüklerin, Sosyal Hizmetler Yurtlarına yerleştirilmesi için Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri ile temas kurulacak ve derhal Bakanlığımıza şifai ve yazılı bilgi verilecektir.

Tam teşekküllü bir Devlet Hastanesi veya Adli Tıp Kurumundan alınan yaş tespit raporu doğrultusunda 18 yaşının üzerinde olduğu tespit edilenler hakkında, yetişkin başvuru sahiplerinin tabi olduğu usuller uygulanacaktır.