İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi, 30 Mart günü akşam saatlerinde İştar Gözaydın hakkındaki iddianameyi kabul etti, tahliyesine karar verdi ve yurtdışı çıkış yasağı getirdi. Gözaydın’ın ilk duruşması İstanbul’da 12 Eylül 2017 Salı günü 13.00’te yapılacak.

İHD Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı M. Raci Bilici 15 Mart 2017 günü sabah saatlerinde Diyarbakır’da evi aranarak gözaltına alındı. Halen Diyarbakır İl Emniyet TEM Şube’de gözaltında tutulmaktadır. Avukatların verdiği bilgilere göre soruşturma dosyası hakkında gizlilik kararı bulunmakta ve Raci Bilici’nin somut olarak ne ile suçlandığı şimdilik bilinmemektedir.

Our friend Prof. Dr. Iştar Gözaydın, who is founding member of our association, human rights advocate, academic, writer and administrative lawyer, was arrested by the court on 27 December 2016 on charges of links with the terrorist organization. Prof. Dr. Iştar Gözaydın, who is currently under arrest in Yenişakran Prison, has carried out all her professional and humanitarian activities within the framework of universal legal principles, the constitution and existing laws. Our friend Iştar Gözaydın, who has carried out academic studies at global level and whose reputation in this field is acclaimed by all national and international circles, has defended human rights for all against violations and regardless of who the concerned person may be.

Basına ve Kamuoyuna
Derneğimizin kurucu üyesi, insan hakları savunucusu, akademisyen, yazar ve idare hukukçusu arkadaşımız Prof. Dr. İştar Gözaydın, 27 Aralık 2016 tarihinde terör örgütü ile ilişkilendirilerek tutuklandı. Halen Yenişakran Cezaevi’nde tutuklu bulunan Prof. Dr. İştar Gözaydın, bugüne dek tüm mesleki ve insani faaliyetlerini evrensel hukuk ilkeleri, anayasa ve mevcut yasalar çerçevesinde yürüttü. Dünya çapında akademik çalışmaları olan, alanında saygınlığı ulusal ve uluslararası tüm çevrelerce kabul edilmiş arkadaşımız İştar Gözaydın, her türlü hak ihlaline karşı, kim olduğuna bakmaksızın herkes için insan haklarından yana tavır aldı. İştar Gözaydın’ın eleştirel ve entelektüel kimliği ile her türlü kısıtlayıcı, baskılayıcı ve antidemokratik kurumsal ilişkiyi reddettiğine tanığız.

İnsan Hakları Savunucusu, Helsinki Yurttaşlar Derneği Kurucusu Prof. Dr İştar Gözaydın 20 Aralık 2016 tarihinde polis tarafından gözaltına alınmış, altı günlük gözaltında tutulduktan sona 27 Aralık 2016 günü savcılığın tutuklama talebiyle çıkarıldığı İzmir Sulh Ceza Hâkimliği tarafından tutuklanarak İzmir-Şakran Cezaevine konulmuştur.

Derneğimizin kurucularından, insan hakları savunucusu, idare hukuku profesörü İştar Gözaydın dün gece tutuklandı! Prof. Dr. İştar Gözaydın, 20 Aralık 2016 günü yapılan operasyon kapsamında OHAL kararnamesiyle kapatılan Gediz Üniversitesi’nden 13 kişi ile birlikte gözaltına alınmıştı. Gözaydın, İzmir başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında dün gece tutuklandı. 

İçişleri Bakanlığı, 11 Kasım'da, 370 Sivil Toplum Kuruluşu'nun (STK) faaliyetlerinin üç aylığına durdurulduğunu (askıya alındığını) duyurdu.  22 Kasım Salı günü ise 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. Maddesi ile -İçişleri Bakanlığı tarafından faaliyetleri durdurulanlar da dâhil olmak üzere- 375 STK kapatıldı.

Yurttaşlık Derneği tarafından yürütülen “Suriyeli Mülteci Çocukların Eğitim Yoluyla Toplumsal Entegrasyonu için Öğretmen Destek Programı”, İstanbul’da yaşayan Suriyeli çocukların öğrenim gördükleri okullarda görevli öğretmenlerle yapılacak 14 seminer ve 2 gün sürecek bir atölye çalışmasından oluşan bir eğitim programıdır.

İnsani Güvenlik Projemiz kapsamında Ulaş Bayraktar, Bediz Yılmaz ve Ali Ekber Doğan tarafından hazırlanan "Habitat III Ulusal Raporu’na dair bir Değerlendirme: Türkiye Sürdürülebilir Kentleşmenin Neresinde?" başlıklı rapora sayfanın sonundaki linkten ulaşabilirsiniz.

Darbe girişimi, başarısız bile olsa, bugün içinde bulunduğumuz kaos ortamının sorumlusudur. Darbeciler, parlamenter demokrasiye dayanan meşru yönetimi, şiddet yöntemleriyle devirmeye çalışarak son derece ağır bir suç işlemişlerdir. Kullandıkları şiddet, 300'e yakın yurttaşımızın ölmesine neden olmuş, meclis binası ve başka yerler bombalanarak bir dehşet ortamı yaratılmıştır. 

Helsinki Yurttaşlar Derneği (hYd), Haklarımız Her YERde çalışmasıyla, Türkiye’de kamu idaresinin yönettiği tesislerde, kapalı mekânlarda ve açık alanlardaki hak ihlallerinin, aşağılayıcı/kötü, zalimane, insanlık dışı muamele ve ceza, aşırı güç kullanımı ve işkencenin önlenmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Son yıllardaki yayın ve raporlara göre, kamusal tesis ve mekânlarda aşağılayıcı, zalimane, insanlık dışı ve kötü muamele, cezalandırma, aşırı güç ve orantısız şiddet kullanımı ve işkence, Türkiye'nin yakıcı ve yaygın sorunlarından biri olmayı sürdürüyor…

Helsinki Yurttaşlar Derneği, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, İnsan Hakları Araştırmaları Derneği, İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği, ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanun Tasarısı hakkında ortak bir açıklama yayınladı. 

hYd olarak bir süredir zorunlu din dersleri meselesiyle ilgili bir çalışma yapıyoruz. İlk bölümü Aralık ayında tamamlanan çalışma kapsamında bir rapor yayınladık. Türkiye'de Zorunlu Din Dersleri: Yurttaşın Devletle Karşılaştığı Yer başlıklı raporda, eğitim sisteminde zorunlu din öğretiminin cumhuriyetin kuruluşundan günümüze tarihi, uluslararası hukukta zorunlu din dersleri, din eğitiminin pedagojik yönü, çeşitli Avrupa ülkeleri eğitim sistemleri içinde din derslerinin yeri gibi makaleler yer alıyor. Raporda ayrıca zorunlu din derslerini akademisyenler, inanç grupları ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle tartıştığımız yuvarlak masa toplantısının notlarını da bulabilirsiniz. 

Hrant Dink katledilişinin 9. yılında gazetesinin önünde anıldı. Bu yılki anma konuşmasını Cumartesi Anneleri/İnsanları adına, cansız bedeni 1995'te kimsesizler mezarlığında bulunan Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak okudu.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, 11 Ocak 2016 tarihinde gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısında gündemlerinde olan “Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'nun kurulması” hakkındaki kararlarını basınla paylamıştır. Kurumun, bir “paket” içinde görüşüldüğünü ifade eden Hükümet Sözcüsü ,“vize muafiyeti koşulu” olarak tasarlanan bu kurumun “işkenceyi önlemek” amacıyla birlikte “kamu ve özel sektörün içerisinde karşılaşılabilecek ekonomik ve sosyal haklara erişimdeki ayrımcılığa dayalı olası hak ihlallerine karşı” kurulacağını ve asla “yasama, yürütme ve yargıya müdahale etmeyecek” nitelikte olacağını belirtmiştir... 

“Şayet bir teki hariç bütün insanlar aynı düşüncede olsalar ve yalnız bir kişi farklı düşüncede olsa, nasıl bu şahsın tüm insanları susturmaya hakkı yoksa aynı şekilde bütün insanların da bu kişiyi susturmaya hakları yoktur… Bir düşüncenin susturulması insan ırkına karşı, başka bir deyişle yaşayan nesle olduğu gibi gelecek nesillere karşı da bir haydutluktur. Bu, sadece o düşünceye katılanlara karşı değil, aynı zamanda o düşünceye katılmayanlara karşı da bir soygunculuk anlamına gelir.” John Stuart Mill

Go to top